çanakkale
24 Kasım 2017 Cuma
Anasayfa > Yazarlar > Ela KARASU > ALIN SİZE DUBAİ MODELİ
Ela KARASU

ALIN SİZE DUBAİ MODELİ

30.10.2013 09:57:22 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Ela KARASU
Geçtiğimiz ay bir grup arkadaşla Arap yarımadasının güneyinde 7 emirlikten oluşan Birleşik Arap Emirliklerinin en büyüğü Dubai'ye seyahatte bulunduk. Çölün ortasındaki emirlik bir cennet bahçesine dönüştürülmüş. Bilinenin dışında modern bir ülke görünümü sergiliyor Dubai.
1930' lar da Dubai küçük bir kasaba. Balıkçılık ve küçük çaplı ticaret yapılan kenttin en büyük gelir kaynağı inci avcılığı. Uzun yıllar bu şekilde devam eder. 1950 ye kadar inci endüstrisi iki sarsıntısı geçirir.1950 de Arap yarımadası içinde ekonomik açıdan sıkıntı başlar.  Ticareti büyütmek için  'Dubai' yi dünya ticaretinin merkezi yapacağım' diyen şeyhle başlar başarı öyküsü? Yani her şey bir kişiyle başlıyor. Bir adamın hayali olan kent, şimdilerde sürekli gelişen dünya çapında ticari ve kültürel merkez, kozmopolit ve metropol olma unvanını barındırıyor.
Limanların ticaret amaçlı kullanılmadığı dönemde 'Dubai'ye yerleşenlere imkan sağlanacağı' yönünde tüccarlara çağrı da bulunuyor. Duyuru, olumlu sinyallerini vermeye başlarken bugünde geçerli olan yatırımcıya gelir vergisi, KDV, ÖTV gibi vergilerden muaf ediliyor. Kar edilen ürün bağımsız olarak uygulanıp, vergisiz ticaret dönemi başlıyor. Tek vergi de yüzde 5 lik gümrük vergisi. Üstelik sözkonusu sistemi sadece Dubai'de değil tüm Birleşik Arap Emirliklerinde uygulamaya geçiyor. Sadece iki şart koşullanmış. Misyonerlik faaliyetleri olmayacak diğeri de İslami aleyhinde faaliyet yapılmaması. Bu şartlara uyum sağlayan herkese din, dil, mezhep ayırmaksızın kapılar sonuna kadar açılmış. Mutlak monarşik sisteminin vücut  bulduğu emirlik, 1971 de anayasa uygulamaya geçilmiş,modern ülkelerde olduğu gibi  kanunlarda güvence altına alınmış, haklarda sessiz kalma, avukat bulundurma, ülkenin genel yapısından dolayı tercüman talep edinme koşullarıyla da cazibelik artırılmış.
Yazın 50 derecenin üstünde hava sıcaklığının olduğu Dubai; akılcı, stratejik politikalarla adeta 'en' ler kenti halini almış. Kentte gezinirken geniş ölçekli inşaat projeleri ilk etap da dikkatinizi çekiyor. Dünyanın en yüksek yapısı 264 kat özelliğini barındıran Burj el-halife de yine dünyanın en hızlı asansörüyle 124. katına çıkıyorsunuz. Dünyanın en yüksek ikinci açık hava gözetleme katı. Hatırı sayılır ücretle dünyanın dört bir yanından gelen turistler kuyruk oluşturarak, açık havada çıplak gözle 95 kilometre uzaklığı görme keyfini çıkarıyor.  Suni ada üzerine kurulu dış görüntüsü yelken şeklinde olan Burjel-Arap dünyanın ilk yedi yıldızlı oteli olma unvanını barındırıyor. İngiliz yazar, içerisindeki şatafatı, lüksü anlatmak için '5 yıldız yetmez,7 yıldız 'demiş. Bunu, otel yönetimi de reklam aracı olarak kullanmakta. Otel yapılmadan önce şeyh emir verir, ' öyle bina yapın ki Amerika'daki Özgürlük Anıtı, Paris'te ki Eyfel kulesi gibi kentle özdeşleşsin, sayılı kentler ayrıcalığını yapsın'. Yani amaç, Dubai ismini duyurmak, ezberletmek. Görünen o ki, bunu da başarıyla yerine getirmekte otel. Y     önetiminin konuklarına bir vaadi var. ' Bizden imkansızı dileyin, yerine getirelim'.  Her bir adımda uygulayıcı mekanizmanın çalıştığı otel de kalmıyorsanız ya da restaurantta yemek yemek için rezervasyon yaptırmadıysanız, öyle eli kolu sallayarak giremiyorsunuz. Yine,  180 metre uzunlukla dünyanın en yüksek otel lobisi olma özelliğiyle de dikkati üzerine topluyor.
Abudabi 'de olan dünyanın 3. Büyük camisi, dünyanın en büyük el dokuma halısı, dünyanın 2. Büyük altın kaplama avizesi, dünyanın en yüksek köprüsü, dünyanın yapım maliyeti açısından en pahalı Emirati oteli. Otele en üstten baktığınız da Birleşik Arap Emirliklerinin haritası şeklinde tasarlanmış bina hayranlık uyandırıyor.
Batı tipi işletmecilik usulleriyle yürüttüğü turizm, havayolları, gayrimenkul işlemleri ile ekonomiye katkısı yüzde 5 olan petrol ve mali hizmetler alanında önemli gelir kalemlerini oluşturan Dubai'nin esas başarıya götüren yolu 'hoşgörü' olgusu.
Düşünün; 120 farklı millettin bir arada yaşadığı Dubai'de, idarenin her yaşam tarzına, her inanca saygılı olması.  Onlara yaşam hakkı tanınması. Bürokrasi yok denecek kadar az. Şirket kurduğunuzda iş yapmanız için her türlü imkan sağlaması. Karşılığında vergi ödemiyorsunuz. Ödenen yıllık sabit lisans bedelleri. Avrupa'dan, tüm dünyadan gelen insanlara her türlü imkan var. Alıştığı ortamda ki tüm rahatlık mevcut. Kendi yaşam tarzına uymasa bile sunuyorlar. Bu düzen, karşılıklı anlayış, 1970' ler den başlayan yabancı sermayeyi ekonomiye kazandırmaları. Fazlasıyla başarılı olmuşlar.
Dubai'ye gelen; akıl tutulması yaşatan binaları, metrosu, limanı, lüksü, şatavatı ve huzuru görecek.
Demek ki,  istenildiğinde oluyor. Dünyaya model kent imajı veren Dubai örneği, ülkemiz içinde uygulanabilir pekala? Önümüzde yerel seçimler var. Bu yönetimlere onlarca insan talip oluyor. Yönetim idaresine soyunanlara duyurulur. Alın size Dubai örneği?
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.