14 Ekim 2019 Pazartesi
Anasayfa > Yazarlar > Dr.Gökhan ARSLAN > ARAS’IN ARDINDAN…
Dr.Gökhan ARSLAN

ARAS’IN ARDINDAN…

10.04.2019 09:33 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Dr.Gökhan ARSLAN

 

             ​“Doğarken yalnız anne, baba ve akrabaları sevinir insanın. Fakat meziyet öldüğünde herkesin ağlayabilmesidir” sanırım.

Sizlere öyle bir isimden bahsedeceğim. Prof. Dr. M. Sıtkı ARAS Hocamızı anlatacağım.

​            Yıllar önce Erzurum’da dünyaya geldiğinde şüphesiz dünyanın büyüklüğünden bihaberdi. 1940’ların Türkiye’si malum yokluklarla, sıkıntılarla  eğitim hayatına merhaba dedi. Gelecekte bu merhaba öyle bir hal alacaktı ki “Hocaların Hocası” olabilme unvanını O’na takdim edecekti. Yıllar geçti Erzurum genişledi ve Atatürk Üniversitesi kuruldu; genç bir delikanlı olarak hocamız akademisyenliğe başladı. Kendini bildi bileli hayallerinin peşinden koşmasını severdi. Ziraat Fakültesi’nde henüz genç bir akademisyen iken aklında,  birçok hayata sığmayacak hayalleri vardı. Akademisyenliği hakkıyla yaptı. Uzun yıllar yurt dışında kaldı ve dönüşü muhteşem olmuştu. Kendi tabiriyle bidonlar içinde balık yetiştirmeye başladı. Bu coğrafyada sular boşuna akmamalıydı. Bölgede gitmediği akarsu, ırmak, göl, gölet kalmadı; konuşmadığı yönetici, idareci, çiftçi de…

Derdi yurdun sularının beyhude akmamasıydı ve bu konuda da muvaffak oldu. İlmi çalışmaları ülke çapında genç akademisyenlere ilham kaynağı oldu. Çok sayıda öğrenci yetiştirdi, akademik camiada ismi duyulduğu vakit saygıyla anıldı.

Gelelim benim hocamla tanışmamdan kabir yolculuğuna kadar geçen süre içerisindeki yaşadıklarıma.

​Üniversite lisans yıllarında çok kıymetli kardeşim Adem Yavuz Sönmez’le birlikte çıkarmış olduğumuz Alınteri Bilim Kültür Dergisinin 3. Sayısında “Nasıl Bir ERZURUM” adında bir yazı yazmıştım. Yazının konusu Erzurum olunca, bu yazı hocamızın gözünden kaçmamış ve hemen beni çağırmıştı. Su Ürünleri Bölümüne gittim. Bölüm Başkanlığı odasından henüz içeriye girecekken hocamızın koltuğundan kalkıp yanıma geldiğini gördüm. Elini öpmeme izin vermeden yüzüme dokunarak “ Hoş geldin yakışıklım.” dedi. Hayatımda önemli bir yere sahip olacağından bihaber, bu mütevazı karşılamaya cevaben “Hoş bulduk.” deyip oturmuştum.

Böylece Sıtkı Hocamızla tanışmıştım.

Muazzam bir Erzurum aşığıydı. Yalnız bizim Erzurum delikanlılarının çaktırmadan kız sevmeleri gibi değil; bilerek, yazarak, okuyarak, merak ederek Erzurum’u yaşayan ve yaşatan bir kişiydi. Dönemin gazete ve haber sitelerinde köşe yazarlığı yapar ve her yazısı haftanın gündemi olurdu. Vefalıydı. Rahmet-i Rahmana ulaşan bir değer hakkında muhakkak bir yazı kaleme alır, bilinmeyen yönleriyle onu anlatır, hafızalarda ayrı bir iz bırakırdı.

Bir Şehrin Ruhu: Erzurum, Erzurum’un Manevi Mimarları, Erzurum’da Ziraat Kültürü, Söğüt Meyveleri gibi kitapların yayın hayatına girmesini sağladı. Bunlar yazıldığı dönem çok sayıda basıma girerek en çok satılan kitaplar listesinde yer aldı. Bu anlamda ödüller aldı. Yine akademik alanda birçok kitap, makale, bildiri yazdı. (Sular Bilgisi kitabının hocamızla birlikte yazarları arasında bulunmak da şahsım için ayrı mutluluktur).

Mütevazı bir yaşam tarzı vardı; ikram etmesini çok severdi. Bir de çayı... Limonlu çay olmazsa olmazıydı.

(Aslında hocamızın çay sevdası ile ilgili ayrı bir yazı kaleme alınabilir)

Herhangi bir yere geziye gittiğinin birkaç saat sonrası asırlık dostluklar kurması, hocamız için sıradan bir olaydı. Gittiği yerde önemli şahsiyetleri sorar; muhakkak suretle detaylı bilgi edinirdi. Yörede yaşayıp önemli isimleri tanımayanlara, bilmeyenlere şiddetle kızardı.

Özellikle Ramazan ayını ayrı bir muhabbetle geçirir, iftar vaktine doğru genelde öğrencileri evine davet ederdi. Ve değişmeyen cümlesi “Yengeniz bir cılbıra yapsın yiyelim” olurdu.

Seminerler, konferanslar için birkaç günlüğüne Erzurum dışına çıktığı zaman bile yıllardır Erzurum’dan ayrı kalmış gibi hisseder bir an önce Erzurum’a dönmek isterdi.

2006-2007 yıllarında İspir Meslek Yüksekokuluna Adem, ben ve hocamız bir yıl boyunca ders vermeye gitmiştik. Pazartesi sabahları başlardı yolculuğumuz ve arabamızda Erzurum yöresine ait türküler, termosta çayımız ve sohbeti hepsinden öte hocamızla düşerdik İspir yoluna. Çalan türkünün hikâyesinden tutun da söyleyenlerin geçmişine kadar her konuda bizleri aydınlatırdı. (Özellikle Necip Fazıl hayranlığım hocamızdan kaynaklanır) Ayrıca Erzurum manilerine de düşkündü. Ara ara Adem’le bana maniler söylettirirdi. (Yeri gelmişken Adem kardeşimin kalemi benden daha keskindi, bu özelliği de hocamızı ziyadesiyle memnun ederdi). Perşembe günleri İspir yolculuğumuz nihayet bulur ve Erzurum’a yaklaştıkça hocamız henüz 3 gün ayrı kalmasına rağmen heyecanlanırdı. Öyle ki Gelinkaya köyünü geçip de Palandöken dağlarını gözlerimizin seçtiği anda “Karşıda ki Dağlar bizim mi ola?” cümlesiyle Erzurum’a selam verirdi.

Türkiye’de herhangi bir konuda başarı sağlamış kişileri muhakkak suretle tebrik eder, telefonla ulaşamadıklarına mektuplar yazar, başarıyı hiçbir alanda sahipsiz bırakmazdı.

Aslında hocamızın bu ve benzeri birçok yazısını okumuş ve her defasında takdir etmişimdir. Ne güzel kaleme almış, ne güzel anlatmış şeklinde hayranlığımı gizlememişimdir. Fakat hocamızı anlatmak, hele hele vefatının üzerine O’nu hatırlayarak yazı yazmak hayli güç bir durummuş.

Hepimizin misafir olduğu bu yerkürede hocamız da kendine ayrılan vakti kanaatimce layıkıyla yaşayarak noktaladı.

Tıpkı bir damla olarak Erzurum’da doğup çağlayarak akan ve nihayetinde Hazar ummanına karışan Aras Nehri gibi…

Ömrünün son dönemlerinde hizmet ettiği Anadolu’nun mümtaz memleketlerinden Kastamonu’da bulunan, kendi manevi dünyasıyla yakından bağdaştırdığı bir velinin hemen başucunda defin edilmesini istemesi üzerine, hocamızı bir Cuma günü dualarla son yolculuğuna uğurladık.

Ruhunun Erzurum’un caddelerinde, sokaklarında, ırmaklarında dolaştığını ümit ederek, üzerimizde büyük emeği olan hocamızı rahmetle, duayla yad ediyor mekanının cennet olmasını yüce Rabbimden temenni ediyorum.

 

Etiketler : ARAS’IN ARDINDAN…
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.