çanakkale
20 Kasım 2017 Pazartesi
Anasayfa > Roportajlar > Başkan Orhan, YENİGÜN'ü konuk etti
Başkan Orhan, YENİGÜN'ü konuk etti

Başkan Orhan, YENİGÜN'ü konuk etti

10.04.2017 11:40:34 12 14 16 18 yazdır
Belediyecilik alanında Erzurum'da fark yaratan isimlerden biri olan Aziziye Belediyesi Başkanı Muhammed Cevdet Orhan ile keyifli bir söyleşiye imz
YENİGÜN

Aziziye Belediyesi'nin sınır problemlerinden, kırsal alanlara götürülen hizmetlere; ilçenin isim değişikliğinden, turizm yatırımlarına, kapalı hizmet alanlarından ve Aziziye'de bulunan Ermeni kilisesinin restorasyonuna kadar birçok konu hakkında konuşan Başkan Orhan, çok çarpıcı açıklamalarda bulundu. İşte o söyleşi. Keyifli okumalar?  

Başkan Cevdet Orhan: Erzurum'un gözdesi Aziziye olacak

 Aziziye İlçesi'ne bağlı mahalle statüsüne alınan çok sayıda köy var. Aziziye Belediyesi olarak bu kırsal alanlara ne tür hizmetler götürüyorsunuz?

Muhammed Cevdet Orhan: Bir Cumhuriyet Caddesi, bir Şükrüpaşa, Hilalkent neyse buralara da hizmetin birebir gitmesi lazım. Sıkıntısız sorunsuz alt yapı, üst yapı hizmetleri? Bunun haricinde diğer mahallelerimiz de kırsal mahalle olduğu için köy olduğu için o iştigal alanları ile ilgili hizmetin gitmesi lazım. Mesela örnek veriyorum: veteriner istiyorlar, haklılar. Diyorlar ki, ya bizim hayvanlarımız hastalandığı zaman İlçe Tarım Müdürlüğü yetişemiyor. Belediyelerin veterinerlik hizmetleri de var. Mesela biz bu hizmeti getirmek için uğraşıyoruz. Bünyemizde bir ya da iki tane veteriner istihdam edeceğiz? Şimdi adam bakıyorsun ki köyde yol istemiyor, su istemiyor, elektrik istemiyor. "Benim geçim kaynağım hayvancılık, bu konuda da çok zayiat oluyor. Özellikle de doğum esnasında, bunun için ben veteriner istiyorum" diyor. Bana, "bir tane veteriner görevlendir, telefon açtığım zaman gelsin, hayvanlarımın sıkıntısı, problemi olduğu zaman çözsün." diyarlar.  Şimdi burada yaşayan vatandaşın veterinerle bir işi olmaz ama biz orada tarım ve hayvancılıkla ilgili talepleri göz ardı etmiyoruz. Tohum istiyorlar mesela. Diyorlar ki, "tarlalarımızın yeri değişti, sıfırdan ekim yapacağız, bize tohum desteği verin." Oralara tohum desteği ile ilgili çalışmalara başlayacağız. Ahır yapacaklar, bizden proje istiyorlar. Yani her ikisi çok farklı farklı iştigal alanları? Bu biraz hem bütçeyi zorluyor, hem de iş gücünü zorluyor. Mesela Kırsal Şube Müdürlüğü diye bir birim kurduk. Sadece bu işleri organize ediyor. Bütün muhtarların taleplerini dinliyor. Köy konağı, taziye evi, sosyal donatı, o eyvallah; onlar bizim köylere götürmemiz gereken hizmetler. Bu sene de çalıştık mı, bitiyor; konaksız, taziye evsiz köy-mahalle kalmayacak. Bunun yanı sıra böyle spesifik istekler geliyor. Onları çözüme kavuşturmaya çalışıyoruz.



Bu aynı zamanda enerji kaybı da demek değil mi? Bu işe bir çeki düzen konusunda bir çalışma düşünüyor musunuz?

M.C.O: Yani şimdi biz belediye içindeki yapılanmayı o şekilde oluşturduk. Oralara ayrı bir çalışma gerçekleştiriyoruz.  Yani şimdi o sınırları alın İspir'e, Aşkale'ye, Pazaryolu'na bağlayın, bu tarafta Tortum'a bile sınırımız var. Oraları bir yerlere bağlayalımdan ziyade şu var: Şimdi belediyenin bu anlamda gücünü artırmak için bütçesel ve ekonomik olarak katkı sağlayabilecek çalışmalar yapmak. Sınırlarla ilgili de bizim talebimiz, bir önceki İçişleri Bakanı Efkan Ala'ya sunmuştuk bu dosyayı. Üniversite ve o örnek veriyorum: İstinaf Mahkemesi? Burası faaliyete de geçti. Benim burnumun dibinde Yakutiye çöpünü alamıyor, ben alıyorum mesela, ne yapayım? Orası Bölge Adliye Mahkemesi, 15 ile hizmet veriyor. Parkı, bahçesi bizim sınırımızda, zaten park-bahçe düzenlemesini biz yapıyoruz. Ama binanın kendisi Yakutiye'nin sınırında. E böyle olduğu zaman? Doğu Anadolu Tarımsal Araştırma Enstitüsü'nün de çöplerini biz alıyoruz ama? Bu tür sınır problemleri ile ilgili detaylı bir araştırma yaptım; ta Erzurum Belediyesi zamanında, Büyükşehir Belediyesi olurken. Beldelerin kurulma zamanında da bu ihtilaf yaşanmış, kararlar falan var ama net bir şey yok. Sadece kanun diyor ki; şu şu şu mahalleler Yakutiye'nindir, şu şu şu mahalleler Aziziye'nindir. Şimdi mesela örnek veriyorum. Çiftlik Mahallesi Yakutiye'ye bağlı. Ama Çiftlik Mahallesi'nin tarlaları ta bizim buralarda. O tarlalar kadastroda Çiftlik Mahallesi'nin olduğu için idari olarak da Yakutiye'ye bağlı. Ama plan sınırlarında da bizim sınırlarımız içine giren Çiftlik Mahallesi tarlaları var ve bu çözümsüz bir şey. Bunun tek çözümü var, Çiftlik Mahallesi'ni Aziziye'ye bağlamak.



VALİLİK, ÜNİVERSİTE VE STAT AZİZİYE SINIRLARINA DÂHİL EDİLMELİ

Bunu belediye meclislerinde çözmek mümkün değil mi?

M.C. O: İlçe sınır değişikliklerinin prosedürü şu şekilde; İç İşleri Bakanlığı'nın teklifi, Cumhurbaşkanı'nın onayı ile olur. Diyelim ki ilçe sınırımız şuradan geçiyor, buraya almak istiyorsak sınırı, Bakan, Cumhurbaşkanı'na teklif ediyor. Mecliste kanun değişikliğine gerek yok. Cumhurbaşkanı da onayladıktan sonra Resmi Gazete'de yayımlanıyor ve bu iş bitiyor. Efkan Bey'le bu konuyu görüşmüştük. Tabi bu konu biraz spiküle edilebilecek konuya da dönüşmesi ihtimalinden dolayı ben çok fazla şey yapmadım. Yani mesela Ali Bey, diyebilir ki, "Niye benim sınırıma giriyorsun" gibisinden. Ama biz burada hep diyalogdayız. Örnek verdiğim çöp meselesi gibi. Mahkemenin çöpünü ben alıyorum, demiyorum ki, "bu senin sınırında." Bizim burnumuzun dibinde, biz alırız, önemli olan hizmettir.

Mesela Mahkeme'nin yanına lojman yapılıyor. Ne ben ruhsat verebildim ne de Yakutiye? Karışık bir durum var. Büyükşehir de baktı ki çözülecek gibi değil, orayı Kentsel Dönüşüm alanı ilan etti, öyle çözüldü ruhsat işi. Orası hazine arazisi, Adalet Bakanlığı'na devrettiler lojman yapılsın diye. Şimdi inşaatı devam ediyor. Böyle problemler oluyor sınır etrafında. İşte onu gidermek için Büyükşehir Belediyesi'nin koordinesinde Yakutiye ile birlikte 16 Nisan'dan sonra bir formülasyon için bir araya gelebiliriz? Benim isteğim arzum, o Valilik de dahil olmak üzere, Üniversite ve karşısındaki stat da dahil olmak üzere Aziziye'ye bağlanması. Bir miktar daha nüfusumuz aratacak çünkü. Nüfusumuzu artırdığı zaman gelirlerimiz de biraz artacaktır. Bunun yanı sıra çok fazla hizmet alanımız genişlemeyecek. Nüfusun artması demek giderin de artması demek. Oraya da hizmet götürülecek. Ama üniversite, kendi asfaltını kendi döken bir yer. Sadece orada temizlik işleri tek maliyet. Bunun gibi olguları düşündüğümüzde mantıklı olabilir. Yakutiye'nin de çok kaybı olmaz yani.

İnşallah bunlar düzelir, ilçenin adını da yeniden Ilıca edersiniz?

M.C.O: İlçenin adının Ilıca olması bir spekülasyon konusu ediliyor. Özellikle de Dadaşkent't? Ilıca'da bir sorun yok da? Biz de 16 Nisan'a kadar bu konuyu rafa kaldıralım dedik. Dadaşkent diyor ki, "Değişmesin. Değişecekse de, Ilıca olmasın." Kendilerini Ilıca'ya bağlanmış gibi algılıyorlar. Bir anket yaptırdık, Dadaşkent'in yüzde 75'i öyle söylüyor.



Onlara Ilıca'nın ne anlama geldiğini anlatmak mı lazım ?

M.C. O: İşte onu iyi anlatmak lazım? Bir de bu, ilçenin isim değişikliği mecliste sadece kanun oluyor. Yani bu işte bir kanun çıkacak, değişecek, ondan sonra bitecek. Bunda hem belediyenin, hem Büyükşehir'in hem de Valiliğin yetkisi yok.

"DEVLET KURUMLARI MÜTEAHHİT MANTIĞIYLA ÇALIŞIYOR"

Dadaşkent'te yaşayanların yüzde 40'da da Ilıcalı. Şimdi Ilıca'da bir kentsel dönüşüm geçirdiği için nüfus kaybediyormuş gibi görünüyor. Fakat bu kaybettiği nüfus çok ciddi anlamda önümüzdeki iki sene içerisinde tekrar geri dönecek ve üzerine de eklenecek. Kentsel dönüşümün en büyük dezavantajlarından birisi yıkıp yapıldığı için nüfus kaybı? Görünen bu nüfus kaybı aslında izafi bir kayıp. Şuan Ilıca'nın potansiyeli çok çok fazla. Ama bu potansiyeli önümüzdeki süreçte kullanacak. İşte biz mesela şu 340 konutu stok konut olarak kullanmamızın sebebi bu? Dönüşümde hemen isteyene konut vereceğiz. "Ilıca'dan ayrılmayın, Ilıca'da yaşamaya devam edin. Hemen hazır konutlar var. Sız çıkmak isterseniz yeni konutlara hemen çıkın." Çünkü Ilıca'nın o makus talihini görüntüsünü değiştirerek yıkabiliriz. Başka türlü Ilıca şey olmaz. Bu geçiş dönemi de her geçiş döneminde olduğu gibi sancılı olur. İnsanların memnuniyet oranlarını yüksek tutmaya çalışıyoruz. Fakat beklentiler çok çok fazla. Bir de bir yere devlet talip olduğu zaman orasının kıymetini 3-5 kat dada artıyorlar. "Ya nede olsa devlet?" diye. Ama devlet kurumları da artık müteahhit mantığıyla çalışıyorlar. (Gülüyor) TOKİ başta olmak üzere bir yere bir dönüşüm projesi yapıldığı zaman hemen getirisine götürüsüne bakıyorlar maddi olarak. Mesela ben buna çok karşı çıkıyorum. Ya koskoca TOKİ'siniz, ne fizibilite hesabı yapıyorsunuz? Biz burayı dönüştüreceğiz. Tamam, kar etmeyin, zarar da edecekseniz az zarar edin. Az zarar edecek şekilde projeyi de çevirebiliriz diye? Ilıca da bu anlamda şanslı, çünkü 2004 yılından beri kentsel dönüşüm projeleri uygulanıyor. Hep de TOKİ tarafından uygulanmış.



AZİZİYE'DE TURİZM

Ilıca'nın nüfus kaybetmemesi için ne tür yatırımlar yapılıyor?

M.C.O: Ilıca'ya yapılacak bir numaralı yatırım, termal turizmle ilgili olan yatırımlardır. Şuanda termal turizmle ilgili yatırım yok. Yani çok gittiler, geldiler, arsalara baktılar. İmkânları söyledik, arsalar neredeyse bedava, su bedava, devletin teşviki var yapılan yatırımla ilgili. Ama turizmle ilgili yatırım yapmak isteyen yatırımcı bizimle görüştükten sonra "A ne güzel, biz buraya bir yatırım düşünelim." diyor. Ama bir diyor ki, "Erzurum'da yatırım yapmış turizmcilerle görüşeyim." Gidiyor dağa, oradaki otellerin CEO'larıyla, müdürleriyle görüşüyor ve diyor ki, "Ya ben vazgeçtim." Niye vazgeçtin? Diyor ki, "Ya onlar milyon dolarlık yatırım yapmışlar oraya, kış oteli, kayak oteli onlar, ağlıyorlar. Biz kazanabilir miyiz?" Bunu sırf göstermek için ben termal tesisin 120 yataklı otelin bilançosunu gösteriyorum. Doluluk oranlarını gösteriyorum. Diyorum ki, siz 120 yataklı değil de 520 yataklı yapın. Bunun 5 katı kadar para kazanırsınız. Turizm ayrı bir sektör. Turizmde insanların konfor açısından ihtiyaçlarını giderdiğiniz zaman o insan para harcamaktan kesinlikle çekinmiyor.

Sağlık turizme açısından ne durumdasınız?

M.C.O: Evet, sağlık işin diğer boyutu? Bu işe bir de sağlık katılırsa, yani derler ya "aliyülala" olur o zaman. Bir kere Ilıca, şuanda Erzurum'da SGK'nın listesinde olan tek tesis bizim tesisimiz. Yani reçeteli hastaların reçete bedellerini SGK ödüyor. Bize reçeteli hastada geliyor. Hem onları çekmek açısından sağlık, bir de bırakın reçeteli hastaları bu işin müdavimleri var. Yani sağlığıyla ilgili çok ciddi endişeleri olanlar var. Ve Ilıca'nın şifalı sularının özelliklerini bir yerden duyup veya bir yerlerin tavsiyesiyle gelenler var. E onlar da bu işe para harcayacaklar. Yani işin bir termal turizm boyutu var bir de sağlık turizmi boyutu var.



ILICA'DA BÜYÜK BİR KONUT HAMLESİ

2017 yatırım programınızda neler var?

M.C.O: Bizim 2017'deki hedeflerimizin başında yine Ilıca'daki kentsel dönüşüm projeleriyle ilgili yeni etaplar var. Şimdi biliyorsunuz artık 340 konut ve işyerleri tamam. Ufak tefek işleri var. Sezon da açıldıktan sonra bir buçuk ay içinde hak sahiplerine teslim edilecek. Yoğunlaştığımız en önemli konu, Ilıca'daki Yeşil Mahalle. Harabe şeklinde görünen kısım var ya, orası. Oraya yaklaşık 650 tane konut yapmak ve yapılacak konutları da tamamıyla Ilıcalılara ve dışarıdan Ilıca'ya gelmek isteyenlere satmak. Orada büyük bir konut hamlesi başlatıyoruz. Çünkü Ilıca'nın ciddi olarak şuanda konuta çok ihtiyacı var. Talep çok fazla. Önceliğimiz Yeşil Mahalle.

Yeşil Mahalle'de hak sahibi yok mu şimdi?

M.C.O: Orada kamulaştırma yapılmış. Bütün hak sahiplerine birinci etaptan konut verilmiş. Yani orada yapacağımız konutların tamamı halka satış olacak. Yani birilerine teslim edeceğimiz konut yok. Şuan 2 bin 900 başvuru geldi. Ön başvuru bu. 2 bin 900 başvuru içinde şimdi onların hangileri konut almak istiyorsa bankaya para yatırın diyeceğiz. Bu ön başvuru bedeli. 650'den fazla para yatıran olursa kura yöntemiyle 650 kişi belirlenecek ve onlar hemen konutlara yerleştirilecek. İnşallah ihalesi de şuanda proje faslı bitti ihale aşamasında. İhalesini de TOKİ yapacak. Arsa zaten TOKİ'nin, TOKİ kamulaştırmış orayı. Yaklaşık dairelerin ortalama fiyatları 100 bin lira ile 200 bin lira arasında seçenek sunulacak. 2 artı 1'den 4 artı 1'e kadar seçenek var. Bu konutların yüzde 20'si peşin. Geri kalanı da 20 yıl vadeli de olabilecek.

Konut sayısına göre başvuru sayısı çok fazla. Bu da ihtiyacın ve talebin çok olduğunu gösteriyor. Bunun haricinde başka bir planınız var mı?

M.C.O: 650 konutu bitirirsek eğer, oraya o insanları yerleştirdikten sonra şunu gösterebileceğiz; TOKİ'de şuan o inanç yok, "Ya biz buraya 650 tane konut yaparsak, konutlar elimizde patlar, satamayız." kaygısı var. Ama biz başvuruları gösterdik. Şimdi o işe çıktılar. Eğer ki 650 konuttan sonra bizim Ilıca'da ya yeni bir etap başlatmamız lazım, arsa yok çünkü ya da askeriyeden talep ettiğimiz arsa var. Şeker fabrikasının karşısındaki askeriye küçüldü. Orda 3 milyon metre kare bir arsa var. O arsanın yarısını talep ettik biz. Dedik ki, "Orayı bize verirseniz güzel bir planlamayla proje getiririz." diye. Ya alternatif olarak orayı düşüneceğiz, ya da yeni bir dönüşüm başlatacağız Ilıca'da. Şimdi Bahçelievler Mahallesi'nin dönüşüm devam ediyor. Stok konut olarak kullanacağım yer, oradaki dönüşüm.



ERZURUM'DA ARTIK EVLER BÖLÜNÜYOR

Erzurum'un nüfusu artmıyor ama konut talebi her geçen yıl daha çok artıyor. Bunun nedeni nedir acaba?

M.C.O: Bunun iki sebebi var. Birinci sebebi, "Geniş Aile" dediğimiz anne, baba, dede, gelin ve çocukların bir arada yaşamaya devam ettiği aile şeklidir. Ama artık insanlar daha rahat yaşamak için birbirlerinden ayrılmaya başladılar. Baba diyor ki, ben oğlumun veya kızımın kiraya çıkması yerine ona bir ev satın alayım. Bu yüzden konut ihtiyacı artıyor. Yani evler bölünüyor diyelim. İkinci sebebi ise, çok az da olsa, "Dışarıda yaşayan Erzurumlular." Onlar diyorlar ki, "Bize bir proje yaparsanız, bizim paramız da var, bizi uğraştırmayın, yazlık niyetine buralardan konut ediniriz." diye. Azda olsa bu talep var. Aslında bu talebe de, dernekler, federasyonlar vasıtasıyla cevap vermek lazım. Buna çok istekli olanlar, özellikle Dadaşkent'te gelip villa arsası alıp, birer tane villa yapıyorlar. Ama sadece yazın geliyorlar. Çünkü diyorlar ki, "Ben Erzurumluyum. Bütün bağım Erzurum'da. Akrabalarım burada ama ben iki ay neden akrabalarımda kalayım. Ben iki ay neden otel köşelerinde kalayım. Benim burada kapısını açabileceğim bir evim olsun. Gelip burada iki ay vakit geçireyim." diyorlar. İşte bir de böyle bir konut talebi var. Bununla ilgili kafamda bir proje var. Henüz daha netleştirmedim. Fakat bu derneklerle, federasyonlarla iletişime geçip, bu talebi de karşılamak lazım. Bu da Erzurum'a bir katma değer sağlayacak. Bir şekilde Erzurum'dan ayrılmış Erzurumluların da Erzurum'la bir bağ kurmaları sağlanacak. Yani bir bağı, bir evi oldu mu artık gidip gelirler.

AZİZİYE BELEDİYE'Sİ ILICA'YA TAŞINIYOR

Bitirilen projeler arasında ne var?

M.C.O: Bitirdiğimiz projeleri bu sene artık faaliyete geçiriyoruz. 25 dönüm arazi üstüne kurulu olan mesire alanı bitti inşallah onu açacağız. 2017'de bitireceğimiz, şuan inşaatı devam eden Ilıca Belediye Hizmet Binamız var. Bir kültür merkezimiz, bir bankanın yer aldığı kompleks var. Biz o binaya taşınacağız Ilıca'da. Ve çok güzel, standartları iyi bir hizmet binasına kavuşmuş olacak Ilıca. Bütün belediye birimlerimiz orada yer alacak. Bunun haricinde de, Bahçelievler dönüşümüne de önümüzdeki yıl başlamayı planlıyoruz.



KAPALI ÇOCUK PARKI

Dadaşkent'te Gençlik Merkezi'mizin inşaatı başladı. Bu da büyük bir yatırım. İnşallah bu senenin sonunda bitecek. Yine park ve bahçe anlamında yapmış olduğumuz çalışmaların hemen hemen neredeyse tamamına yakınını bitirdik. Oyun Havuzu Parkı'mızı açacağız bu sene. Yine Dadaşkent'te, bir macera parkı olarak nitelendirebileceğimiz bir park projemiz var. Henüz daha projesini yeni bitirdik. Eğer o konuyla ilgili de bir destek bulabilirsek, insanların farklı bir anlamda yararlanabileceği bir proje olacak. Bir kısmı kapalı olacak, kışın da kullanılabilsin diye. Bir kısmı da açık olacak. Kapalı olan alan sadece çocuklara yönelik olacak. Bizim çünkü Erzurum'da yaşayan çocuklarımızın yaza hasret yaşadıkları için ya gidiyorlar AVM'lere, ya da evde vakit geçiriyorlar. Başka bir şey yok. Ama çocuk o salıncak özlemini o kapalı alanda giderebilir. AVM'lere gdiyorum ben, gürültülü patırtılı içinde de çocuklar var. Biz sadece konseptini, şuan gördüğümüz parklar var ya, o parklar gibi yapacağız. Belki suni yeşil olacak veya kapalı mekânlarda yaşayan bitiler de olabilir. Ama o park ortamı kışın eksi 30 derecede çocukların gelip yararlanabileceği bir ortam olacak. En azından ailelerin de vakit geçirebilecekleri bir yer yapacağız oraya. Çocuk orada oynarken, anne baba da orada çayını içebilecek.



"BİR TAŞLA ÜÇ KUŞ VURMUŞ OLACAĞIZ"

2017 içinde Dadaşkent'te bir semt pazarı kazandıracağız. Metruk binaların olunduğu alanın kamulaştırılması bitirildi. Yıkıyoruz orayı. Alt tarafı Semt Pazarı olacak. Kapalı olacak bu pazar. Üst tarafını ise Engelsiz Yaşam Merkezi yapıyoruz. Engelsiz Yaşam Merkezi'nde de sadece engelli vatandaşlarımıza yönelik aktivitelerin olduğu kapalı bir mekan olacak. Yani çalışanlarını bile engelli vatandaşlarımızdan koymayı düşünüyoruz. Orda danışmanlık yapan kişi, telefonlara bakan kişi, insanları yönlendiren kişilerin hepsi engelli vatandaşlarımızdan oluşacak. Mekânın özelliği şu, alttan yukarıya çıkması, yukarıda bütün yerlerin gezilmesi ile ilgili olan tüm donanımlar engellilere yönelik. Engelli vatandaşlarımızın kendilerini özel hissetmeleri ve kendilerine has hizmet görmeleri için böyle bir proje yaptık. Bir-iki proje yarışmasına da gönderdik. Ödül bekliyoruz inşallah. Bir taşla üç kuş vurmuş olacağız. Bir, o metruk binalardan kurtulmuş olacağız. İki, Dadaşkent'te kapalı bir pazar alanı kazandırmış olacağız. Üç de, bir tane Engelsiz Yaşam Merkezi kazandırmış olacağız.

DADAŞKENT DE DÖNÜŞÜYOR

200 evlerin dönüşümü var Dadaşkent'te. Orada da hak sahipleriyle görüşmeler devam ediyor. Orayı da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'yla yapıyoruz. Dadaşkent'in en iyi yerlerinden birisi olduğu için mutabakat sağlamaya çalışıyoruz. Orada kentsel dönüşümün olması için insanlarla görüşmeler yapıyoruz. Yüzde 50'yi geçmişiz ama ben biraz daha yüksek bir oran istiyorum ki hukuki süreç az olsun. Mahkeme süreci ne kadar az olursa dönüşümü o kadar hızlı bitiririz. O yüzden kentsel dönüşümü daha başlatmadık. Şuanda projeyi anlatıyoruz insanlara.

Bunun haricinde Gezköy duruyor. Gezköy'de de TOKİ'nin bir iştirakini buraya getirmek istiyoruz. Ama o endişe var; her yerde konut üretiliyor. Şimdi Büyükşehir Belediyesi, İstanbulkapı'nın orda 500'e yakın konut yapıyor. Kayı Konutları'nı yapıyor. Bir-iki proje daha başlayacak herhalde. Şuanda Erzurum'da böyle bir endişe var. Sanki bu sefer de arz çoğalacak, talep azalacak gibi bir endişe oluşuyor. Bunu da biraz şu sezon gösterecek.



ERZURUM'UN EN SAĞLAM YAPILARI AZİZİYE'DE

Erzurum'daki mevcut konutların yüzde 50'sinden fazlasının riskli yapı olduğu belirtiliyor. Peki, Aziziye'de bu durum nasıl?

M.C.O: Dadaşkent'te sadece dediğim 200 Evler riskli alan. Orada yaklaşık 250 konut falan var. Haricinde Ilıca'da Fidanlık Mahallesi, Adalar Mahallesi ve Ferah Mahallesi'nde test yapmadık ama muhtemelen risk çıkar. Çünkü çok eski yapılar var. Onun haricindeki konutlarımız zaten yeni. Dadaşkent'te de en eski yapı 30 yıllık yapıdır. Deprem yönetmeliğinden önce yapılmış yapılardır. Bazı konutlar Deprem Yönetmeliğinden önce yapılmasına rağmen deprem testini geçebiliyorlar. Şuan öyle ciddi bir problem görmediğimiz için bir test yaptırmadık. Erzurum'un belki diğer bölgelerine nazaran burası daha iyi. Çünkü bir kere yüksek katlı yapı yok. En fazla zemin artı dört. Diğer yapılarımız dört, üç, villa? O yüzden kat yüksekliği açısından da değerlendirdiğimde en sağlam yapılar burada. Zaten Deprem Yönetmeliği'nden sonra yapılan yapılarda herhangi bir sorun yok. Sadece eski kalan konutlarda sıkıntı vardır.

ÜÇ YENİ OKUL

Eğitim ile ilgili de yatırımlarınız var mı?

M.C.O: Dadaşkent'te çok ciddi bir okul eksikliği vardı. Biz iki tane arsa Milli Eğitim'e tahsis ettik. Şimdi bir tanesine İmam Hatip Ortaokulu yapılıyor. Geçen sene başladı inşaatı. İnşallah bu sene bitecek. Saltuklu Mahalle'mizde ortaokulumuz yoktu. Tam orada bulunan sağlık ocağının çaprazındaki boş arsayı biz Milli Eğitim'e tahsis ettik. O okulun da ihalesi yapılmış. 16 derslikli bir ortaokul olacak. Ilıca'da da Şeker Fabrikası'ndan tahsis aldığımız bir yer vardı. Oraya da Mesleki Teknik Lise yapılıyor. Geçen yıl başladı. Oradaki amacımız da biraz o fabrikaya insan gücü yetiştirmek. Hem de fabrikanın nimetlerinden yararlanmak. Yani orada bir takım malzemeler var, atölyeler var. Oralarda çocuklar yetişsin istiyoruz. Bu sene bitirilecek inşallah. Böylelikle ilçemizde 3 tane okul faaliyet geçmiş olacak. Haricinde de eğitim yatırımlarıyla ilgili bir talep olduğu zaman arsa tahsisi noktasında Milli Eğitim'e hiçbir sıkıntı çıkarmıyoruz. Okul yapacağım desin yeter ki ilçenize.



ERMENİ KİLİSESİ KÜTÜPHANE OLUYOR

Son olarak ekleyeceğiniz bir söz var mı?

M.C.O: Gezköy'de bulunan Kilise'nin projesini Anıtlar Kurulu'ndan geçirdik, restore edip kütüphane yapacağız. Şimdi ihale safhasına geldik. Orası aslına uygun şekilde restore edilecek. Bir Ermeni kilisesi orası? Fransızların çok ilgi duyduğu bir kilise? Aslında o kiliseyi bir parkın ortasına taşımayı düşündük. Fakat orası şahıs malı olduğu için izin verilmedi. O kilise şahıs malı, Mehlika Kobalı diye birinin. Camiye, mescide de izin vermedi. Ama kütüphaneye izin verdi. Öyle anlaştık. Tapu kayıtlarına baktım 1920'li yıllarda dönemin valisi kiliseyi bunlara satmış. O zaman Vali'den parasıyla satın almış. Satın alan kişinin oğlu Almanya'da yaşıyor. Yani asılları Gezköy'lü değil bu ailenin. Tabi geçmiş yıllarda o kilise ahır olarak kullanılmış. İçerisinde hayvan beslemişler. Girip baktığımızda da dört tane sütun var, o sütunlardan anlarsınız kilise olduğunu. Orada çok defin aramışlar, çatısını delmişler. Her tarafı delik deşik. Sahipleri kilise olarak dönüştürülsün istediler. Ona izin vermedik. Dini kitap ağırlıklı bir kütüphane olacak. Mülkiyeti onlarda kalıyor, bize işletmesini devrettiler. Bizden tek bir şey talep ettiler, işte yılın belli birkaç gününde kültür günü etkinlikleri yapalım dediler. Sergi gibi etkinlikler. Biz de olur dedik? 


Kategorinin Diğer Haberleri
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.