AK
19 Haziran 2018 Salı
Anasayfa > Yazarlar > Kadir SABUNCUOĞLU > DEDEOĞLU’NUN MİLYON DOLARLIK RÜYASI
Kadir SABUNCUOĞLU

DEDEOĞLU’NUN MİLYON DOLARLIK RÜYASI

09.03.2018 10:33 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Kadir SABUNCUOĞLU
‘Şeker Fabrikasına mı ihtiyacımız var AVM’ye mi?’ sorumuz üzerine Makine Yüksek Mühendisi, Ekonomist Erdal Dedeoğlu bir mesaj gönderdi. Erdal Dedeoğlu, “Yurt dışından temin ettiğim kredi ile Erzurum’da 500 kişinin çalışacağı bir fabrika kurmak istedim. Ancak yetkililer, özellikle Erzurum Milletvekilleri ilgi gösterip yardımcı olmadılar. Demek ki Erzurum’un fabrikaya ihtiyacı yokmuş” deyince meraklandım.
Bunun üzerine Dedeoğlu Makine ve Isı Yalıtımı A.Ş. sahiplerinden, Erzurum Ticaret ve Sanayi Odasının 1977’den beri üyesi olan Erdal Dedeoğlu’ndan iddiasını detaylandırmasını istedim ve bunları yayımlayacağımı söyledim. Geniş bir açıklama gönderdi. Dedeoğlu, kadın uzmanlara yönelik eleştiriye öncelik tanımış:
“Atatürk Üniversitesinde düzenlenen toplantıda Kalkınma Bankasının iki genç elemanının hazırladığı ilimizle ilgili gerçeklerden uzak, tamamen teorik raporu dinleyince; ‘Ankara’da masa başında hazırlanan bu tür raporlar bugüne kadar yöreye katkı sağlamamıştır’ şeklinde fikrimi ifade ettim. Toplantıyı düzenleyen öğretim üyesi, bunun Ankara’da masa başında hazırlanmadığını, bayanların Erzurum’da 4-5 gün kalarak raporu hazırladığını, misafir olarak kendilerine saygı göstermem gerektiğini sert bir dille açıkladı.”
ÜÇ YILDA UZMAN OLANLARIN 
HAZIRLADIĞI RAPOR
Yaşadığı bu olayla ilgili olarak tekrar söz aldığına işaret eden Dedeoğlu raporu okuyan iki kadının, üç yıl önce işletme/iktisat fakültesinden mezun olduklarını, üç yılda masa başında nasıl oluyorsa uzman olduklarını anlattı. Öğretim üyesinin ifadesine göre 4-5 gün Erzurum’da çalışarak bu raporu hazırladıklarına dikkati çeken Dedeoğlu, şöyle devam etti: 
“Ben İstanbul Teknik Üniversitesinden Makina Yüksek Mühendisi unvanı ile mezun oldum. 1966’da da İstanbul Üniversitesi İşletme İktisadı bitirdim. Elli yılı aşkın bu süre içinde Kargapazarı Dağlarının 3 bin 400 metresinde NATO’nun işlerini yaptım. Zonguldak Kömür İşletmelerinin denizin 350 metre altındaki galerilerinde koşturdum. Hopa, Artvin, Ardahan, Kars, Ağrı, Iğdır, Erzurum, Bayburt, Van, İskenderun, İzmir, İstanbul yani Türkiye’nin dört bir yanında sırtımda tulum, elimde kazma-kürek-anahtar-tornavida, yüklenici, mühendis, sanayici ve tüccar olarak fiilen çalışmış birisiyim. Onun için benim konuşmamı bunları göz önünde bulundurarak dinleyin.”
OKULLU FABRİKADA 
500 KİŞİ ÇALIŞACAK
 Aslen Ardahanlı olduğunu, valinin 630 lira maaş aldığı dönemde İstanbul’da bir holdingde çok iyi pozisyonda 2 bin 750 lira maaşla çalıştığını, 1970 yılında işinden ayrılarak Erzurum’a geldiğini anlatan Erdal Dedeoğlu, şunları söyledi:
“Doğu Anadolu’nun Türkiye’nin sanayi merkezi olması gerektiğine inanıyorum. Erzurum’un da Doğu Anadolu’nun merkezi olduğunu belirtmeme gerek yok. Son bir çalışma olarak Dubai’deki bir kuruluştan, Erzurum’da kuracağım büyük bir sanayi tesisi için 2016’da milyon dolarlık kredi anlaşması yaptım. Temin ettiğim kredi on yıl ödemesiz, otuz yıl vadelidir. Bu projeye ait fizibilitede tamamen bilgisayarla kumanda edilen son teknolojik makinalar, lazerle çalışan sistemler kullanılmıştır. Buna rağmen 500 kişilik direkt bir istihdam yaratacaktır.
Bu yatırımın asıl dikkat çekici noktası, içinde bir sanat mektebinin bulunmasıdır. Tesiste çalışacak personel, Milli Eğitim müfredatı ve desteği doğrultusunda bu okulda yetiştirilecek. Mezunların tesiste çalışmaları garanti edileceği gibi, konu ile ilgili yüksek tahsil yapmak isteyenlere de bu imkan sağlanacaktır.”
EN UFAK BİR İLGİ GÖRMEDİM
Konuyu Erzurum Milletvekilleri ve bürokratlarla görüştüğünü ifade eden Dedeoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: 
“Türkiye’nin Katar’la olan yakınlığı, Birleşik Arap Emirlikleri ile ters düşmesi dolayısıyla karşı taraf bazı zorluklar ortaya koydu ve olayı çıkmaz hale getirdi. Görüştüğüm kişilere, yetkililerin devreye girip bu çıkarılan güçlükleri izale etmelerini, bu olmazsa veya bunu yapmak istememeleri halinde bu rakamın bizzat hükümet tarafından temin edilmesini istedim. Siyasi tutum nedeniyle akamete uğrayan durumun düzeltilmesini bu siyasi durumu yaratanlardan istemekten daha tabii ne olabilir? Ancak, hiçbir taraftan en ufak bir ilgi görmedim. Zaten Erzurum Milletvekillerinin çoğu kayıpları oynuyorlar. Bunu sizler de çok iyi biliyorsunuz.” 
ŞEKER’DE MERAK VE ENDİŞELİ BEKLEYİŞ
Cumhuriyet dönemindeki ilk sanayi tesisi olan Şeker Fabrikasının özelleştirme kapsamına alınması Erzurum’da pek fazla yankı bulmadı. 
 Ticaret Sanayi Odasında yapılan basına kapalı toplantıdan sonra tam bir sessizlik hüküm sürüyor. İşçilerin sessiz ve gizli biçimde imza toplama kampanyasını sürdürmelerinin dışında hiçbir etkinlik yok. 
 Oysa bir heyetin ya da oluşumun arkasına siyasi destek alarak ikinci Erçimsan modelini hayata geçirmesi bekleniyordu. Peki bunu kim yapacak? 
 Vali Seyfettin Azizoğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’in önderliğinde tüm siyasi partiler, STK’lar ve parlamenterlere görev düşüyor. 
Çünkü Erçimsan mucizesi böyle bir kadro ile yaratıldı.
Erzurum Şeker Fabrikası, yaklaşık bir ay sonra, 11 Nisan’da ihale edilecek. Şu ana kadar somut ve önemli bir adım atılmadı. Yaklaşık 10 bin ailenin geçim kapısı olan fabrikanın sonunun ne olacağını, merak ve endişeyle izliyoruz. 
 Bakın, Şeker Fabrikası geçen yıl ki kampanya döneminde 2 bin 400 çiftçi ailesine 70 milyon lira ödeme yapmış. Bu küçümsenecek bir rakam değil. Fabrikanın kapatılması ile bizler kaliteli şekere, hayvanlar ise küspeye, melasa hasret kalacak. Şeker yerine dost ve müttefik Amerika’nın son hediyesi olan mısır şurubundan üretilen ‘Nişasta bazlı şeker’ (NBŞ) ile ağzımız tatlanacak (!). 
KALP CERRAHI PROF. DR. 
SÖNMEZ’İN UYARISI
  Kanser konusunda sabıkalı bir ürün olan NBŞ ile ilgili bakın ünlü Kalp Cerrahı Prof. Dr. Bingür Sönmez ne diyor:
“Türkiye’de mısır şurubu üreten 5 fabrika var. Bu fabrikaların yıllık üretimleri 120 bin ile 500 bin ton arasında. Eğer normal şeker yapılırsa, bunların şurupları elde kalacak. Siroz ve pankras kanserinin birinci nedeni nişasta bazlı şeker. Şimdi biz pancardan yapılan şekere razıyız, çünkü kanseri gördük sıtmaya razı olduk. Annelere diyoruz ki çocuklara sakın endüstriyel tatlı almayın, evde kendiniz yapın.”
Prof. Dr. Sönmez, marketlerde satılan bisküvi, kolalı içecekler, şekerlemeler, çikolata, gofret, hamur işi tatlılar, hazır pasta, kekler, meyve suları, dondurma, reçel, helva, jöle, marmelat, sütlü tatlılarda üzerinde yazı olmamasına rağmen mısır şurubu şerbeti kullanıldığını sözlerine ekledi.
EMEKLİ MÜHENDİSTEN ANEKDOT
Şeker Fabrikasının satışından sonra kaleme aldığım üçüncü yazımı fabrikada yöneticilik yapmış emekli bir Ziraat Mühendisinin anlattıkları ile tamamlamak istiyorum. İsminin yazılmasını istemeyen yöneticinin aktardığı anekdot şöyle: 
 Bir dönem ülkede, bu gün olduğu gibi et sıkıntısı baş göstermiş. Bunun üzerine hayati görev Şeker Fabrikalarına verilmiş. Çiftçiye, Şeker Fabrikalarının denetiminde Ziraat Bankası kredi dağıtmış ve “Git bu parayla pazardan hayvan al” demiş. Köylünün aldığı 100 kiloluk sığır, fabrikanın küspe ve melas desteği sayesinde altı ayda 200 kiloya ulaşmış. Et Balık Kurumu da Şeker Fabrikasının yürüttüğü proje kapsamında bulunan tüm hayvanları, çiftçiden satın almış ve keserek iç piyasaya sürmüş. Ve de ülke genelinde çekilen et darlığı son bulmuş.
      Günümüzde Sırbistan, Bosna, Arjantin gibi ülkelerden et ithal edenlere duyurulur. Şeker Fabrikası ülkemiz, halkımız ve hayvancılığımız için hayati önem taşıyan bir kuruluş. Dün Mehmetçiğimizin başına çuval geçiren A.B.D., bizi kanserli bir toplum yapmak istiyor. Haberiniz ola… 

Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.