çanakkale
24 Eylül 2017 Pazar
Anasayfa > Yazarlar > Süreyya ÇARBAŞ > Halk Şairi Yaşar Reyhani
Süreyya ÇARBAŞ

Halk Şairi Yaşar Reyhani

27.07.2014 12:35:39 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Süreyya ÇARBAŞ

Tarih boyunca üzerinde çeşitli uygarlık ve kültürlerin harmanlandığı Erzurum, Türk dünyasına önemli isimler armağan etmiştir.

Geçmişten geleceğe bir köprü oluşturmak amacıyla hazırladığımız yazılarımıza yerelde ve genelde haklı bir şöhrete ulaşmış ve bizlere önemli bir miras bırakmış olan hemşehrilerimizi konuk etmekteyiz. Erzurum kültüründe derin izleri bulunan ünlü isimlerden biri de Halk Ozanı Âşık Yaşar Reyhani’dir. Sağlığında yeterince kıymetini bilmediğimiz Yaşar Reyhani’yi çeşitli yönleriyle tanıtalım istedik. Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Dilaver Düzgün, Reyhani’nin hayatına ve eserlerine ait çeşitli araştırmalar yaptı ve kitaplar yazdı. Bizde, Dilaver Hoca’nın yazdıklarının satır aralarından seçtiklerimizle ünlü halk ozanını anlatmaya çalıştık.

Hayatı
Asıl ismi Yaşar Yılmaz olan Âşık Yaşar Reyhani, 1934 yılının Eylül ayında Erzurum’un Pasinler (Hasankale) ilçesine bağlı Alvar köyünde dünyaya geldi. Babası Recep, ortakçılık ve çobanlık yaparak geçimini sürdürdüğü için Yaşar’ın çocukluk yılları Alvar’a yakın köylerden Pasinler’in Tepecik ve Horasan’ın Aşağı Tahir Hoca köylerinde geçer. Aşağı Tahir Hoca köyünde iken ilköğrenim için Horasan ilçe merkezine gidip gelen Yaşar, ilkokulu bitiremez ve 3. sınıftan ayrılmak zorunda kalır. Aradan uzun bir süre geçtikten sonra 1960’lı yıllarda dışarıdan bitirme sınavlarına girerek ilk ve ortaokul diploması alır.
Okuma yazma öğrendikten sonra bir komşusundan temin ettiği Kerem ile Aslı hikâyesi, Emrah ve Sümmani ile ilgili kitapları okumak Yaşar’ın öncelikli uğraşlarından biri haline gelir. 12-13 yaşlarında iken Aşağı Tahir Hoca köyünün yakınındaki Göreşken Baba Türbesi civarında uykuya dalan Yaşar’a rüyasında ihtiyar bir kişi tarafından şerbet sunulur, ancak onu içemez. Yine rüyasında Alvarlı Muhammed Lütfi Efendi, Yaşar’ın avucuna bir boncuk bırakır. Yattığı yerin yakınından geçmekte olan atların ayak sesleriyle uyanan Yaşar, uzun süre bu rüyanın şaşkınlığını üzerinden atamaz ve kendisinde hastalık belirtileri görülür. Çevresi tarafından akli dengesinin bozulduğu yorumları yapılır.

Aşkla gelen acı
Yaşar, rüyasını takip eden günlerde alevlenen ve birkaç yıl devam eden aşkını 16-17 yaşlarında iken açıkça ifade etmeye başlar. Hatun ismindeki komşu kızını sevmektedir. Yaşar, kırık dökük, şiire benzeyen ilk mısralarını bu dönemde söylemeye başlar. Kavak ağacından yapılmış eski ve kırık saza elektrik kablolarını bağlayarak onunla oyalanır. Sevdiği kız Hatun’un komşu köyden biriyle zorla evlendirilmesi, bir yıl sonra eşinden ayrılıp kısa bir süre sonra da vefat etmesi Yaşar’ı büyük acılara sürükler.

Bu dönemde asıl köyü olan Alvar’a dönen âşık, Pasinler’deki kahvehanelerde düzenlenen âşık programlarının müdavimi olur. Bayburtlu Hicrani, Yusufelili Ali Huzuri, Sarıkamışlı Dursun Cevlani, Kağızmanlı Cemal Hoca, Murat Çobanoğlu’nun babası Karslı âşık Gülistan, Posoflu Müdami, Ardanuçlu Efkâri ile tanışma imkânı bulur. Zaman zaman onlara eşlik eder, müstakil şiir denemeleri ortaya koyar ve karşılaşma örnekleri verir.
Sarıkamışlı Rabia Hanım’la 20 yaşlarında iken evlenen Yaşar, askerlik dönüşü Erzurum’a göç eder ve Yukarı Habip Efendi mahallesine yerleşir. Dertli mahlası ile kahvehanelerde saz çalıp, şiir söyleyen ve hikâye anlatarak program yapan Yaşar’a, Pasinler’den tanıdığı Âşık Hicrani tarafından ‘Reyhani’ mahlası teklif edilir. O da kabul eder ve şiirlerinde bu mahlası kullanmaya başlar. Hicrani ile birlikte çevre il ve ilçeleri dolaşan Reyhani, dönemim ünlü âşıkları ile karşılaşma imkânı yakalar. Usta olarak kabul ettiği Hicrani’den başka Nihani, Cemal Hoca, Huzuri, Dursun Cevlani, Mihmani’den etkilenir. Yılmaz olan soyadını 1960 yılında Reyhani olarak değiştirir. Böylece Reyhani, şairin hem soyadı hem de mahlası olur. Erzurum Belediyesinde 1967 yılında bir yıl zabıta memuru olarak çalışan ve istifa eden Reyhani, Konya âşıklar bayramında tanıştığı Sarıcakız mahlaslı İlkin Manya ile 1970 yılında evlenir. Ancak bu evlilik uzun sürmez ve bir yıl sonra ayrılıkla noktalanır.

Dünyayı dolaştı
Sazıyla ve sözüyle Türkiye’de bütün illeri dolaşan Reyhani, daha sonra dış dünyaya açılır. Dünyanın birçok ülkesinde programlar yapan Yaşar Reyhani’ye ABD’nin Michigan Üniversitesi tarafından 1992 yılında fahri öğretmenlik unvanı verilir. Sonraları ‘Alvarlı Reyhani’, ‘Böyle Bağlar’, ‘Kervan’ ve ‘Âşık Yaşar Reyhani’ isimli 4 kitap yayınlayan Reyhani, şiirleri, türküleri ve atışmalarının yanı sıra düzdüğü hikâyelerle de adından sıkça söz ettirir. Kendi yazdığı; Emrah ile Selvi, Kerem ile Aslı, Âşık Garip, Ferhat ile Şirin, Ali İzzet, Varaka ile Gülşah, Necip ile Telli, Asuman ile Zeycan, Zaloğlu Rüstem gibi hikâyeli halk türkülerini plâk ve kasetlere doldurur. Reyhani’nin başarılı olduğu alanlardan biri de muamma çözme ve askı indirmedir. Âşık tarzı şiir geleneği içinde “askı” ve “muamma” cevabı kendi içinde gizli bulunan bir çeşit bilmecedir. Âşıklar mesleki birikimleri ve sezgileriyle bu tür bilmeceleri çözmektedirler. Reyhani de muhakeme yeteneğini kullanarak muamma çözen güçlü halk şairlerimizden biridir.

Şiirleri
Reyhani’nin şiirleri içerik yönünden incelendiğinde toplumsal yerginin yoğun biçimde yer aldığı görülür. Bu yoğunluk çağdaşlarına nazaran Reyhani’de çok belirgin olarak ortaya çıkar. Köy hayatının teknolojik imkânlardan yararlanılamayan ağır koşulları, yoksulluk içinde geçen bir hayat, köy ortamında ekonomik güce dayalı sosyal tabaka uyumsuzlukları Reyhani’nin kişiliğinde derin izler bırakmış ve zaman zaman isyankâr bir tavır içinde olmasına zemin hazırlamıştır. Şair ilk şiirlerinde çoğunlukla köy hayatının zorluklarını ve ekonomik dengesizliklerin doğurduğu bu tür sorunları dile getirir.
“Bir Abdullah vardı öldü dediler
Ne ey oldu kardeş öldün kurtuldun”
ve
“Musallada bizim köyün ağası
Gittim gördüm emekleri boş gibi”
dizeleriyle başlayan şiirleri günlük hayatın çarpıklıklarını sade ve dolambaçsız bir ifade ile ortaya koyan eserlerdir. Reyhani’nin şikâyetleri köy hayatı ile sınırlı değildir. Gecekondu semtlerinin problemleri de onun şiirlerinde gündeme gelir:
Plânı yok yolu bozuk
Her bakımdan hali bozuk
İçinin ahvali bozuk
Ah şu bizim gecekondu.
Çoğu kez ekonomik açıdan yetersiz şartların hüküm sürmesinin bir sonucu olarak ortaya çıkan gurbet olgusu, Reyhani’nin şiirlerinde en ileri boyutlarıyla yer alır. Hem Doğu Anadolu Bölgesinin, özellikle Erzurum’un köy hayatını yansıtan, hem de sıla özlemini memleketçi bir anlayışla dile getiren ve

Erzurumlu gelin düştü aklıma
Çıkıp yollarıma bakanım ah ah
dizeleriyle başlayan ünlü şiiri bunun çarpıcı örneklerinden birini ortaya koyar. Gurbetle bağlantılı olarak şairin şiirlerine giren bir başka konu da yurt dışına giden ve gittikleri ülkelerde bunalım yaşayan insanlarımızın problemleridir. Özellikle çok sayıda yurttaşımızın işçi olarak bulunduğu Almanya, dikkatlerin en fazla yoğunlaştığı ülkedir. Reyhani, sık sık gerçekleştirdiği Almanya gezilerinde insanımızın burada yaşadığı sıkıntıları ifade etmeyi bir görev sayar. Örneğin Pasinler’in Alvar köyünde çocuklarıyla birlikte çaresizlik içinde kıvranan ve Almanya’daki eşinin yolunu gözleyen kadının samimi duyguları ile Köln kentinde işçi olarak çalışan ve ailesiyle ilgili sorunlara sırt çeviren bir erkeğin duyarsızlığı Reyhani’nin şiirinde birleşir:

Elleri koynunda pınar başında
Almanya’ya doğru bakar o gelin
Yedi çocuğu var dördü peşinde
Feleğe dişini sıkar o gelin
xxx
Sordum derdin nedir konuşmaz dili
Yirmi beş yaşında bükülmüş beli
Mehmet’ten hatıra kalan mendili
Her gün gözyaşıyla yıkar o gelin
xxx
Gurbetçi görünce yarası kanar
Nerden ses gelirse o yana döner
Kapıdan geçeni postacı sanar
Fırlayıp dışarı çıkar o gelin
xxx
Reyhani gel sen bu gelini kına
On yıldır elleri görmemiş kına
Sofrada Mehmet’i düşmüş aklına
Çorbayı yemeden döker o gelin

Yaşar Reyhani’nin Almanya şiirleri başlı başına incelenmeye değer eserlerdir. Denilebilir ki sadece âşık tarzı içinde değil, bütün Türk edebiyatında Almanya konusunu böylesine bir derinlik içinde ve bu kadar sıklıkla gündeme getiren başka şairimiz yoktur. Toplum sorunlarının Reyhani’nin şiirlerine yansıması bunlardan ibaret değildir. O, toplumu ilgilendiren her olayın takipçisidir. Özellikle sesini duyuramayan insanların sorunlarını dile getirmek için çırpınır. Reyhani, toplumsal sorunlara çözümler getirmenin güçlüklerini bilir. Sorunların üstüne cesaretle gidemeyenlerin başarılı olamayacağını düşünür ve şunu söyler:

Kellesinden korkan varsa
Siyasete karışmasın
Zararından korkan varsa

Ticarete karışmasın
Toplumsal sorunları böylesine bir derinlik içinde şiirine sokan Reyhani, âşık tarzı şiir geleneğinin vazgeçilmez konularından olan aşk ve tabiat karşısında da aynı hassasiyeti gösterir. Şiirlerinde sıkça ortaya konulan sevgi tasvirlerinin tabiatla bütünleştiği görülür. Dini ve milli konuları da şiirlerinde işleyen Reyhani, bu hususlarda gelenekçi bir tavır sergiler. Dini ve tarihi kişilikler, vatan, millet, bayrak gibi kavramlar sıkça karşımıza çıkar. Reyhani’nin şiirlerinin büyük bölümünde şikâyet söz konusudur. Felekten, dünyadan ve insanlardan yakınır. O, adaletin, eşitliğin temel ilke olarak kabul edilip uygulandığı bir toplum düzenini arzulamaktadır. Yolsuzluk ve haksızlıklara katlanamaz ve isteklerini bir nasihatçi edasıyla sıralar.

Küstü ve gitti
İçinde yaşadığı toplumun sorunlarına bu kadar duyarlı davranan Yaşar Reyhani, doğup büyüdüğü topraklarda beklediği ilgiyi bir türlü göremez. Hemşehrileri, bu büyük ozana ilgi ve sevgilerinde cimri davranır. Bir süre içine kapanan ve ortalarda gözükmeyen Reyhani;
Geldi geçti bir Reyhani
Gören olmaz Erzurum’da
Kara taştaki mercanı
Kıran olmaz Erzurum’da
xxx
Can emanet veren alır
Ecel görünmezken gelir
Mezarım gurbette kalır
Soran olmaz Erzurum’da
xxx
Havada yumurtlar huma
Kim der vebali boynuma
Sazcı derler tabutuma
Giren olmaz Erzurum’da
xxx
Abide yaptılar kimi
Reyhani dinle vasfımı
Benim ise mezarımı
Ören olmaz Erzurum’da
mısraları ile vefasızlığımızı yüzümüze çarpar.
Mezarı Bursa’da
Yaşar Reyhani, 1996 yılında “Küstüm Gidirem” diyerek, doğduğu ama maddi ve manevi olarak doymadığı memleketini terk eder. Bir gece vakti gözyaşlarıyla Erzurum’dan ayrılır. Bursa’ya yerleşir. Bursa’da 10 Aralık 2006’da vefat eden ünlü ozan Değirmenönü mezarlığında toprağa verilir.
Âşık Yaşar Reyhani’yi saygıyla, şükranla ve rahmetle anıyoruz. Mekânı cennet olsun.

Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.