AK
19 Haziran 2018 Salı
Anasayfa > Yazarlar > Kasım AKAN > Neoliberalizm Ve Şeker Fabrikaları
Kasım AKAN

Neoliberalizm Ve Şeker Fabrikaları

13.03.2018 11:37 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Kasım AKAN


Neoliberalizm, liberalizmin sıkışık döngüsüne çare olarak Adam Smith tarafından geliştirilmiş bir ekonomik denge kuramıdır. Ekonomist-kuramcı olan Adam Smith devletin ekonomik yapıdan sıyrılması gerektiği fikrini savunmuştur.  Bu kuram da devletin kapitalist yaklaşımı dağıtılarak kontrol sağlayıcı olması bekleniyor. Devlet elinde bulundurduğu gücü güçlendirmek için her şeyin sahibi olmayı değil her şeye hâkim olmayı tercih etmeli, bu fikir bunu destekliyor. Liberalizm de ki din-devlet ilişiği geliştirilerek bireyin devlet içindeki kabiliyet yeteneğinin gelişmesi sağlanmıştır. Aslında tarihsel olarak bu fikrin çıkmasını gerektiren en önemli döngü despot yönetimlerin devletleşme önündeki engel durumuydu. Daha basit dille kapitalizm, para özgürlüğünü geliştirmek için bu fikirlere ihtiyaç duydu. Neoliberal düşüncenin gelişmesini sağlayan durum daha da milimize edilip özgür birey, özgür piyasa ekonomisinin reprodüksiyon edilmiş hali olarak görülebilir. “Bırakınız etsinler bırakınız yapsınlar” felsefesinin ekonomiyi devletten alıp bireye teslim etme durumuyla özdeş olduğunu bilmemiz gerekiyor. Kısaca anlatmaya çalıştığım bu döngünün şeker fabrikaları üzerindeki silsilesi artarak devam edecek. Sadece şeker fabrikaları değil toprak sahipliliği, benimcilik daha da palazlanmaya başlayacak ki Türkiye kapitalist yeleğini daha yeni giyinmiş ya da kapitalizmin devletten vatandaşa yansıması daha yeni yaşanıyor. Entegrasyon düzenini daha yeni geliştirmeye çalışan ve toplum kuruluşu olmaya çabalayan işçi sınıfı bu yükün altından kalkamayacağını şimdiden söylemek gerekiyor. Ekonomik döngünün bir anda tam kapitalist refleks geliştirdiği bu dönemde şeker fabrikaları toprağın dili olmaya çalışıyor. Toprak üretiminin de çıkar çevrelerine dağıtılması kapitalist düzenin doruk noktası olacaktır. Üretim araçlarının, toprağın, topluma mal olmuş kaynakların, yerel iktidar çevrelerince sahiplenilmesi büyük sorunlara kapı aralayacaktır. Bu durum zamanla siyasetin ve sivil toplumun etnik veya dinsel temelde parçalanmasına, rüşvetin yaygınlaşmasına, eğitimin, sağlığın, sosyal güvenliğin ve temel kamu hizmetlerinin bozulmasına-yozlaşmasına, organize suç örgütlerinin gelişip güçlenmesine, kayıt dışı ekonominin yaygınlık kazanmasına, enflasyonun yükselmesine, işsizliğin artmasına, reel ücretlerin düşmesine, üretken yatırımların azalmasına, üretimin daralmasına, dış ticaretin ve bütçe açıklarının artmasına, fuhuş ve uyuşturucu madde kullanımının yaygınlaşmasına sebep olacaktır. Şeker fabrikalarının kişilere devredilme durumu bu felaketlerin gelebileceği ihtimaline örnektir. Devletin denetlediği ve kamu hizmeti olarak değerlendirdiği yerlerin ticaret hane olarak devredilmek istenmesi, hatta bu kamu hizmet alanının maddi değerle ölçülüyor olması kocaman bir kayıptır. Devletlerin sadece güvenlik endişesiyle dizayn edilmesi bilimi, kültürü-birikimi ve en önemlisi kutsal değerleri yok etmeye yetecektir. Güvenliğin maddi değerle ölçülüyor olması emperyalist düşüncenin dini yok eden reankarnasyonel felsefesinden kaynaklıdır. Her devletin kendi değeriyle ayakta durduğunu toplum olabildiğini unutmamak gerekiyor. Anadolu topraktır, bu topraklara kravatlı ağaların yerleştirilmesi geleceğe ihanet olur.  Paleolitik çağdan beri insan ırkının gezindiği bu toprakların kapitalist düşüncelerle yok edilmesi an meselesi. Üretimin çıkarcı ellere verilmesiyle birlikte çıkacak olan en büyük sorun toplumsal çözülmedir ki bu çözülme Anadolu’nun vermiş olduğu kutsal ruhun yok edilmesine sebep olacaktır. Devletlerin salt güvenlik endişesiyle kurdukları düzenler yöneticilerin kendilerini güvende tutması endişesi taşıyorartık. Devletler kendilerini değil kendilerini oluşturan toplumları özleriyle birlikte korumaya almalıdır. Bu korunma güdüsü sürekli “düşman var” psikolojisi taşımamalı elbette. Eğer her adım düşman var durumuyla atılırsa geleceğin birkaç çıkarcı gruba verilmesi dışında bir durum düşünülemez. Çünkü devletleri kapitalist düzende toplumlar değil bireyler yönetir. Ve galiba şeker fabrikaları toplumlardan arındırılıp bireylere devredilecek ve kapitalizmin kravatlı ağaları şekil değiştirip ırgat arayışlarına başlayacaklar bir kez daha.

 

Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.