çanakkale
23 Ocak 2018 Salı
Anasayfa > Roportajlar > UNUTULAN DEĞER, RACİ ALKIR !
UNUTULAN DEĞER, RACİ ALKIR !

UNUTULAN DEĞER, RACİ ALKIR !

06.06.2015 15:22 12 14 16 18 yazdır
Dün gece yar hanesinde yastığım bir taş idi, altım çamur üstüm yağmur yine gönlüm bir hoş idi !
Dün gece yar hanesinde yastığım bir taş idi, altım çamur üstüm yağmur yine gönlüm bir hoş idi. Dizeleriyle tanıyıp sevdiğimiz sanata ve türkülere ömrünü adayan Türkülerin paşası TATYAN baba diye ithaf edilen, 2011 yılında hakka yürüyerek o çok sevdiği Erzurum'a Türkülere veda eden Raci Alkır' ı kendisi gibi ses sanatçısı olan oğlu Vahit Alkır' dan dinledik? Sanat hayatı ve yaşamı boyunca maddiyatı ölçü olarak almayan, sahnede 60 yıl geçirmesine rağmen, adına her hangi organizasyon bulunmayan Erzurum aşığı vefakâr sanatçı Raci Alkır'ın adı neden bir kültürel etkinliklerde veya kültür sarayında yaşatılmadı diye sormadan geçemeceğim bir röportaj oldu, keyifli okumalar..

 

Fatma Feyzioğlu; Türkü Paşa, Tatyan baba Raci Alkır kimdir? 

Vakit Alkır; Raci Alkır öncelikle 7 göbek Erzurum'lu has dadaştır.

Raci Alkır müziğe başlamadan önce zaten sanat zanaatkârdı. Müziğe olan aşkına koşar adım giderken zanaatını yüreğinin en nadide köşesine sultan yaptı. Zanaatından ödün vermeyen, zanaatten sanata yürüyen ve bu uğurda sanat hayatında 60 yıl deviren ustaydı.  Raci Alkır, 1933 yılında Erzurum'da doğdu. Raci Alkır müzik yaşamına asıl mesleği olan terziliği bıraktıktan sonra 1955 yılında Erzurum Halk Oyunları Halk Türküleri Derneği'nde başladı. 1960'da TRT Erzurum Radyosu Türk Halk Müziği korosuna giren Raci Alkır takip eden yıllarda dünya'nın en ikinci sesi seçilmesine rağmen Erzurum'u terketmedi. Erzurum için yapılan tüm organizasyonlara canla başla koştu.

Fatma Feyzioğlu; Raci Alkır sanat hayatına nasıl başladı?

Vahit Alkır;  Sanat hayatı 7 Yaşında okul müsameresinde başladı. Öğrenim gördüğü Palandöken ilköğretim okulunda okurken sanata olan yatkınlığını okul müsamerelerinde dile getirmiştir.  O dönemde şimdiki gibi sanatçı algısı olmayıp şimdi ki gibi ayıp sayılıp çok görüldüğü yıllarda sahneye çıkmanın babası tarafından da tasvip görmediğini anlatırdı bize.

Zamanla Erzurum kültüründe yaygın olan " aman çocuğum meslek sahibi olsun  " olgusuyla terzilik mesleğine verilmiştir. Terzilikte de iyi bir ceket kalfası ve ustası olmuştur.

Zanaattan sanata geçiş süreci temelden aldığı tasavvuf eğitimi hevesi Allah vergisi müstesna bir sese sahip olması, dinleyenler tarafından halk oyunları ve halk türküleri derneğine kadar götürmüştür.  Burada da  Erzurum Türküleri  ile harş olmuştur.  Fakat kabuğuna sığmayan sanat aşkı onu arayışlara iterek  "benim çok özel bir şey yapmam lazım! Benden sonra söylenmesi dinlenmesi ve asırlara meydan okuyarak hatırlaması gereken bir şey"diye uzun uzun düşünüp araştırma yaparak, tasavvufla başlayan hevesini artık herkesin dinleyebileceği Türkülerle halka sunmaya başlamıştır. 7 Yaşında  babası Alkuyruk şefik  bey ( Şefik Alkır) Ğavurboğan mahalle muhtarıyken Avlarlı Muhammed Lütfü efendin  dergahına muhabbetlere katılarak, hafızlardan ve gazelhanlardan feyz alarak etkilenmiş, ve kendide dinlediklerini o yaşlarda icra etmeye başlamıştır.

Fatma Feyzioğlu; Raci Alkır'ın sanat hayatının başladığı 1950-1960'lı yıllarda Erzurum'da kültür sanat hangi düzeyde seyrediyordu?  1960 yılları Rahmetli Raci Alkır nasıl anlatırdı.?

Vahit Alkır; Rahmetli babam 1960'lı yıllardan bahsederken gözleri dolardı. Sanata başladığı ilk yılları şu şekilde anlatırdı;  Halk manevi değerlerine sahip çıkar, sadece kurumsal olarak değil, bireysel olarak herkes sanatın ve sanatçının yanında durmaya çalışırdı. Zamanında Erzurum'un kültür sanat hayatı yaşantısı daha renkli, daha yaşanabilir konumdaydı. Kaldı ki, 1950 ve1960 lı yıllarda birçok çay bahçesinde sahne alan sanatçılarımız vardı.  Erzurum'da sanatsal faaliyete ve sanatçıya duyulan önemi en çarpıcı haliyle kanıtıydı. Çünkü sanatın icrasında mekânın önemi yoktur. Sanata halkın saygısı ve sevgisini bunların en çarpıcı gerçeğini gözler önüne sermektedir. Sosyal yaşantı o yıllarda daha iyi ve daha samimiydi.

Çay bahçesinde dinletiler ve konserler düzenlenirdi.  Sanatın icrasında mekân değil, sanatın kendisi ön plandaydı.

Fatma Feyzioğlu; Türkü paşa, TATYAN baba TRT'ye nasıl başladı?

Vahit Alkır; 

Erzurum halk oyunları ve halk türküleri derneğiyle birlikte hareket ettiği yıllarda halk eğitim merkezi destekli sanatsal faaliyetlerde bulunuyordu.  Erzurum radyosu  hizmete açıldıktan sonra  Erzurum Halk oyunları derneği  ve Erzurum Türküleri derneği birleşerek " Doğu'dan sesler korosu" adı altında amatör koroyu kurarak yayına başladı. İşte bu dönemde Raci Alkır'ın o benzersiz sesi tüm Türkiye radyolarında dinlenmeye ve dikkat çekmeye başlandı. Türk halk müziğinde makam TATYAN normunda eserlerini kendi derleyip okumaya başlamıştır.

Fatma Feyzioğlu; Türkü Paşa neden sanatını icra etmek için Erzurum'u seçti?

 Vakit Alkır; Erzurum babam için kara sevdaydı. Babam Erzurum benim kara sevdam derdi. Ankara'da sanatını icra etmesi teklif gelmesine rağmen gitmedi.

Muzaffer Sarısözen gibi halk müziğinin duayeni tarafından Ankara bu işi yapması teklif edildi. Başta da demiştik ya, Erzurum aşkı öyle büyüktür ki, dönemin çok ünlü sanatçılarının İstanbul maksimde  sahnede aldıkları  ücretin iki katı ücret teklif edilmesine rağmen gitmedi.  Erzurum aşkı ve sevdası ağır basarak "ben ancak, sahnelerde belli bir zümrenin dinlediği değil  Erzurum folklor ve türkülerinin tüm Türk milletine kazandırmanın hevesi ve telaşı içerisindeyim" diyerek reddetmiştir. Bunu da bence layıkıyla başardığını düşünüyorum. Kaldı k, bu işi yapıp, dünyada ikinci ses seçilip, fakat Erzurum'u terk etmeyişiyle ispatlamıştır.

Fatma Feyzioğlu; Kendi tarzı ve yorumuyla 7 den 70'e herkesin sevgisini kazanan Türkü paşa TRT repertuarına  kaç eser kazandırdı. ?

 

Vahit Alkır; Tatyan baba lakaplı Türkü Paşa TRT repertuarına yaklaşık 80 civarı eser kazandırmıştır. Babamın sesinden 2 cd kültür bakanlı ğı tarafından çıkarılmış 7 tane plak 2 kaseti mevcuttu. Babam yaşarken de rahmetli olduktan sonrada son nefesine kadar derlenmelerinden hiçbir zaman vazgeçmedi. Ve ben vefatından sonra babamdan aldığım 15 eserini TRT repertuarına denetlemeye gönderdim. Bir çok eserimiz TRT repertuarına kazandırıldı. Bu eserlerin kazandırılmasında benden yardımlarını esirgemeyen TRT sanatçımız abim, Raci Alcan' a yaşarken hayatını kitaplaştıran Doç.dr. Cengiz Şengül'e teşekkür ediyorum.  

 

Türkü baba nasıl bir babaydı ? Kişiliği nasıldı?

 

Vahit Alkır ; Müthiş bir merhamet deryasında yoğrulan şefkat ve hoşgörüyü ve cömertti. Öfkesi vardı ama saman alevi kadardı. Terzilikten olsa gerek, çok güzel giyinen her gün traş olan yüzündeki gülümseme hiç eksik olmadı. Hayatta kimseyi kırmak istemezdi. Onun içindir ki, cenazesini defnettikten sonra bir zat geldi yanıma, başım yerde, gözlerim ıslak. Oğlum başını kaldır bak, baban çok temiz insandı. Bugün mahşeri kalabalık senin baban Türkü söylediği için değil, adam gibi adam olduğu için geldi dedi. Düşündüm ! Haklıydı. Yanımda duayen kaynağın başı ve ben kaynağın eteğinde hiç kimseye ulaşmadan ilk sana akan bir pınar. O pınardan suyumu kana kana içtim. Uzun süren hastalığında hastanelerde sabahlara anılarını ve hatıratlarını dinledim. O benim. Sevgilim, dostum, meslektaşım, hatta ve hatta en küçük oğlumdu. Bizim baba oğul değil, çok yakinen tanıyanlar en yakın arkadaşımla yaptığım sohbetleri yaptığım iyi bir sırdaşımdı. Eşimden çok babam beni kıskanırdı

Fatma Feyzioğlu;  Hayatını adayan Erzurum vefatından sonra nasıl bir vefa gösterdi.

 

Vahit Alkır; Evlatları adı şunu söyleyebilirim ki, rahmetli babam için dönüpte geriye baktığımda keşke diyebileceğimiz hiçbir şey yok. Bundan mutluluk duyuyoruz. Ama babamın izinde yürüyen tek evladı olarak yaşadığında onun adına yapılmış hazırlanmış ismi verilmiş bir kurdela kesmesini açılışının kendisinin yapmasını çok isterdim. Buda benim elimde değildi.

Babama yaşarken gösterilen vefa, Atatürk Üniversitesi Kültür Merkezi 'nde 60'ıncı sanat yılını kutlaması ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan Raci Alkır' a saygı gecesi yapıldı.  Onun dışında başka bir organizasyon yapılmadı ve ismi verilmedi. Halbuki . Halen daha Neşet Errtaş'ların Özay Gönlüm' lerin Celal Güzelses' lerin Ahmet Gazi Ayhanların kendi memleketlerinde büstlerinin bil dikildiği bir ortamda Raci Alkır'ın isminin verilmeyişi beni ailesini dolayısıyla sevenlerini derinden üzdü. Tabiî ki bu düşüncelerimiz sitem olarak algılanmasın. Fakat ömrünü Erzurum'a adamış, Erzurum folklor ve türkülerini önemli şahsiyetlerine eserlerini derleyerek duyurmuş bir insanı evladı olarak kültür ve sanata bakış açısı diye düşünüyorum. Biz değerlerimize dinamiklerimize sahip çıktıkça kültürümüzü genç nesillere aktardıkça varoluruz.

Fatma Feyzioğlu; Erzurum'un en önemli değerlerinden birisi olan Türkü Paşa, Tatyan babayı bizlere tanıttığınız için teşekkür eder, ve dilerim ki, yakın zamanda hayatını Erzurum'a adayan Paşanın isminin yaşatılması için düğmeye basılarak, kültür sanat kokan organizasyon  ve paşa gibi türkü kokan sanat merkezi oluşturularak eksiklik giderilir ve paşaya vefa borcu ödenir. 

Bu güzel söyleşi için Sayın Vahit Alkır'a çok teşekkür ederim...

Diğer Röportajlar
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.